İtalyan hukuku kapsamında uluslararası korporatif tahkim, İtalyan akademisyenler tarafından neredeyse ihmal edilen çok ilginç bir konudur. Ayrıca, bugüne kadar rapor edilmiş hiçbir karar bulunmamaktadır.

Öncelikle, terminolojinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir: bu bağlamda, “uluslararası korporatifl tahkim”, korporatif konularda tahkime ilişkin belirli kuralları ortaya koyan 17 Ocak 2003 tarihli ve 5 sayılı İtalyan Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin 34. Maddesi kapsamına giren bir uyuşmazlığa ilişkin yurt dışında yerleşik bir tahkim anlamına gelmektedir.

Uygulamada, olası uluslararası ticari tahkim vakaları nadir değildir. Örneğin, bir İtalyan anonim şirketi yabancı bir kuruluşun yatırım aracını temsil edebilir. Ve bu yabancı kuruluş (İtalyan bir ortak yatırımcıya veya şirketin yöneticilerine karşı) kurumsal anlaşmazlıkların yurt dışında yerleşik bir tahkime havale edilmesini isteyebilir.

Birkaç akademisyen, Cenova Temyiz Mahkemesi tarafından yakın zamanda verilen bir kararda da ele alınan ilgili konuyu ele almıştır (9 Temmuz 2020 tarihli 649 sayılı karar, İtalyanca metin burada mevcuttur).

Söz konusu Temyiz Mahkemesi tarafından görülen dava, bir İtalyan şirketinin ana sözleşmesinde yer alan ve İsviçre’de ICC tahkimini öngören bir tahkim şartı uyarınca, yurt dışında verilen bir hakem kararının İtalya’da tanınmasıyla ilgiliydi.

Hakem heyeti tarafından görülen uyuşmazlık ise, şirket tarafından yöneticisine karşı ileri sürülen bir tazminat talebiyle ilgiliydi. Şirket müdürü tahkim yargılamasına katılmış, esasa ilişkin itirazlarda bulunmuş ve daha önce de tahkim şartının hükümsüz ve geçersiz olduğunu iddia ederek hakem heyetinin yetkisine itiraz etmiştir.

Hakem heyeti, davacının taleplerini kısmen kabul etmiş ve bunun üzerine davacı, kararın İtalya’da tanınması için Cenova Temyiz Mahkemesi’ne başvurmuştur.

Davalı, söz konusu tanımaya karşı çıkmıştır.

Davalı, 5/2003 sayılı İtalyan Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin 34-36. maddelerinin emredici kurallarına aykırı olması nedeniyle, uluslararası korporatif tahkime ilişkin tahkim şartının hükümsüz ve geçersiz olması nedeniyle, New York Sözleşmesi’nin V(1)(a) maddesi uyarınca hakem kararının tanınmasının engellendiği itirazında bulunmuştur. Bu itiraz, yürürlükteki İsviçre usul hukukunun hakem kararının esastan incelenmesini engellediği, oysa kurumsal konularda söz konusu incelemeye söz konusu İtalyan Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin 35. ve 36. maddelerinin izin verdiği gerçeğine odaklanmaktadır.

Başka bir bakış açısıyla, davalı ayrıca, ilgili tahkim şartının İtalyan emredici kurallarını (bir kez daha, esastan incelemeye ilişkin olanlar) atlatmak için bir araçtan başka bir şey olmadığı için, New York Sözleşmesi’nin V(2)(b) Maddesi uyarınca kararın sirküle edilmemesi gerektiği itirazında bulunmuştur.

Davalı tarafından yapılan son itiraz, direktör aleyhine İtalyan Devlet Mahkemelerinde dava açan şirketin tahkim şartından feragat ettiği iddiasına dayanarak New York Sözleşmesi Madde V(1)(a) veya V(1)(c) ile ilgiliydi.

Bu itiraz reddedilmiştir: her şeyden önce, şirket direktör aleyhine İtalyan Devlet Mahkemesinde hiçbir dava açmamıştır (sadece davaya katılma talebinde bulunmuş ancak bunu takip etmemiştir). Ayrıca, söz konusu davaya katılma talebi tahkim yargılaması devam ederken yapılmıştır ve bunun bir sonucu olarak tahkim şartından feragat edildiği şeklinde yorumlanamaz.

Mahkeme ikinci itirazı da reddetmiştir, zira kamu düzeniyle olası bir çatışma New York Sözleşmesi Madde V(2)(b) uyarınca ancak hakem kararının yürürlükteki kısmıyla ilgiliyse söz konusu olabilir (bu konuda bkz. İtalyan Yüksek Mahkemesi, I. Hukuk Dairesi, 8 Nisan 2004 tarihli ve 6947 sayılı karar, İtalyanca metin burada mevcuttur). Başka bir deyişle, sadece önemli bir kamu düzeni söz konusudur. Ve bu kamu düzeninin ihlal edildiği iddia edilmemiştir.

Mahkemenin en ilginç gerekçesi, davalı tarafından yapılan ilk itirazla ilgilidir. Bu bağlamda, Temyiz Mahkemesi, korporatif tahkim şartlarının geçerlilik koşullarının yalnızca 5/2003 sayılı İtalyan Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin 34. Maddesi ile belirlendiğini, bu maddeye göre tahkim şartının tüm hakemlerin üçüncü bir tarafça atanmasını öngörmemesi halinde geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirtmiştir. Aksine, söz konusu İtalyan Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin 35. ve 36. Maddeleri yalnızca İtalya’da görülen tahkim yargılamalarında geçerli olan usul kurallarıdır.

Bu bağlamda, söz konusu 36. maddenin ‘uluslararası tahkim’den bahsettiğini belirtmek gerekir.  Görünüşe göre, bu konuya açıkça değinmeyen Mahkeme’nin görüşüne göre, bu ifade aslında İtalyan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan milletlerarası tahkime ilişkin yürürlükten kaldırılmış kurallara atıfta bulunmaktadır (İtalya’da görülen ve ulus ötesi yönleri olan tahkim yargılamalarına ilişkin olarak).  Bunun hassas bir konu olduğu ve Mahkeme’nin gerekçesinin bu noktada tartışmalı olduğu açıktır.

Bazı sorular arka planda kalmıştır. Özellikle, Temyiz Mahkemesi’nin New York Sözleşmesi Madde V(1)(a)’da öngörülen kanunlar ihtilafı kuralını dikkate almadan belirlediği tahkim şartına uygulanacak hukuk (her ne kadar görünüşte bu ihtilaf kuralına ve onun yapısına uygun bir sonuca ulaşmış olsa da).

Arka plandaki bir diğer konu ise, New York Sözleşmesi Madde V(1(a) kapsamında ilgili olası geçersizlik gerekçeleridir. New York Sözleşmesi’nin V(1)(a) Maddesi uyarınca, Ülkeye özgü gerekçelere izin verilip verilmediği veya sadece uluslararası tarafsız gerekçelerin dikkate alınıp alınmayacağıdır.

Aynı şekilde, pratik bir soru da arka planda kalmıştır. İtalyan hukuku, şirket tarafından veya şirkete karşı yapılan tahkim taleplerinin „Şirketler Evi“ne sunulması gerektiğini öngörmektedir ve yabancı dilde belgelerin sunulmasına izin verilip verilmeyeceği sorusu sorulmaktadır.

Arka plandaki bu sorunlara rağmen, Cenova Temyiz Mahkemesi tarafından verilen karar, uluslararası korporatif tahkime ilişkin rapor edilen ilk kararı ve umuyoruz ki başka. Örneklere bir başlangıç noktası sağlamış olur.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.